Sağlıklı Yaşam Uyarı Bilgi Prof Dr. İbrahim Saraçoğlu, Güneş Lekeleri için Bitkisel Kür Video
13 Ocak 2016 Çarşamba
10 Temmuz 2015 Cuma
Ruh ve Beden Sağlığı Panik Atak, Cilt Lekelerine Karşı Kür Video
Doğal Yaşam Ve Bitkilerin Dünyası . Ruh ve Beden Sağlığı Panik Atak, Cilt Lekelerine Karşı Kür Video
7 Ocak 2015 Çarşamba
Prof Dr Canan Karatay, Sporcu Beslenmesi, Protein Tozları, Şekerli Sular, Enerji İçecekleri Video
Dogal Yaşam Alternatif Tedavi . Prof Dr Canan Karatay, Sporcu Beslenmesi, Protein Tozları, Şekerli Sular, Enerji İçecekleri Video
1 Haziran 2013 Cumartesi
ZAYIFLAMAK İÇİN , METABOLİZMANIZI YÖNETİN!
Bir an evvel zayıflamak için uygulanan standart diyetler, metabolizmayı sadece yorar. Oysa kalıcı zayıflık için, metabolizmayı iyi yönetip, dengeli beslenmek gerekir.
Listeleri uygulayarak tartılara yansıyan kilo kayıplarını, birkaç ay sonra bir buçuk katı olarak geri alırız. Üstelik aldığımız yeni kilolarımıza, metabolizmamızda oluşan hasarlar da eklenir.
Oysa yapmamamız gereken, kendi metabolizmamızı iyi tanıyıp, onu yönetmeyi öğrenmektir. Yani metabolizmamızın ihtiyaçlarını iyi belirleyip, bu ihtiyaçlara göre dengeli beslenmeli ve aşağıda sayılan diyet hatalarından uzak durmalıyız.
Şok diyetlerle zayıflanabilir mi?
Diyetin amacı, bünyenin dengesini koruyarak zayıflamaktır. Bir an evvel kilo vermeyi amaçlayan şok diyetler ise bünyenin dengesini koruyamadığı gibi, metabolizmanın hızını da yavaşlatır. Yavaşlayan metabolizma, normal yemek düzenine dönüldüğünde verilen kiloların 1 buçuk katını geri alır. Üstelik karaciğer etrafında toplanan yağlar, karaciğer fonksiyon bozuklukları, lipit profilinde bozukluk (kollesterol, trigliserit, LDL kolesterol, HDL kolesterol gibi…), diyabet, yüksek tansiyon ve koroner kalp hastalığı riskini de artırır.
Şok diyetlerle tartılara yansıyan ilk etaptaki kilo kaybı ise, vücuttaki su ve kas kaybından başka bir şey değildir. Üstelik bu tür diyetlerden vazgeçip, gerçekten kalıcı bir şekilde zayıflamaya çalıştığımızda, yeniden kilo vermemiz oldukça zorlaştırır.
Daha çok güzelleşmek adına yapılan şok diyetler, bir yandan vücutta deformasyona neden olurken, diğer yandan pek çok sağlık sorunlarına yol açar. Asansör veya yoyo kiloları adı da verilen bu kilo değişiklikleri; vücudun direncini düşürür, hastalıklara yakalanma riskini artırır. Şok diyetlerle zayıflamaya çalışan kişilerde; saç dökülmesi, adet düzensizliği, libido kaybı, anksiyete, hipoglisemi ve tansiyon düzensizliklerine oldukça sık rastlanır.
Herkesin metabolizması farklıdır. Kişi, kendi metabolizmasına uygun, sağlıklı bir beslenme planı oluşturmalıdır. Bu planı uygulayabilmek için, uzun süreli ve yaşam tarzını değiştiren yeni alışkanlıklar geliştirmek gerekir. Yeni beslenme alışkanlıkları, sıkıcı diyetlerden kurtulmayı sağlarken, dilediğiniz zaman dilediğiniz besini tüketme lüksünü de kazandırır.
Sağlıklı beslenme programı başlangıçta zor gelebilir. Fakat zaman içinde metabolizmanızın bu programa alıştığını, hatta kaçamak yaptığınız zaman ilk itirazın metabolizmanızdan geldiğini göreceksiniz.
Standart diyetlerle herkes zayıflayabilir mi?
İnsanlar bir robot olsaydı, tabii ki standart diyetlerle zayıflanabilirdi. Ancak insanlar robot olmadıkları gibi; cinsiyet, yaş, boy, kilo, kan bulguları, hastalıkları ve genetik mirasları da farklıdır. Üstelik buna, beslenme alışkanlığı ve beslenme koşullarını da eklersek, ‘standart’ kelimesi, insanlarla asla yan yana gelemez.
Örneğin normal kilolu bir insana, günde ortalama 8 bardak su içmesi önerilir. Fakat ağırlığı 120 veya 130 kg olan bir bireyin günde içeceği su miktarının 12 bardak olması gerekir. Eğer bu kişi, sırf standart diyet listesinde yazdığı için su içimini günde 8 bardakla sınırlarsa, tehlike çanları çalmaya başlar. Aynı şekilde minyon tipli birisi, günde 12 bardak su içemez, kilolular kadar ekmek yiyemez, porsiyon miktarları bile çok farklıdır.
Dolayısıyla nasıl kişileri standardize edemiyorsak, diyetleri de standart hale getiremeyiz.
Yapılacak diyette, kişinin vücut yağ oranı, kan değerlerindeki şeker, kolesterol, kan sayımı, ailesinin hastalık öyküsü son derece önemlidir. Zayıflamak için sadece bu kriterleri içine alacak bir diyet değil, bir beslenme programı uygulamak gerekir. Bu program aynı zamanda, yaşam tarzını da değiştireceği için, hem daha sağlıklı olmayı sağlar, hem de kilo problemini ortadan kaldırır. Kişiye özel olarak hazırlanan beslenme planı, verilen kiloları da uzun süre korur.
Diyet besinlerin zayıflamaya katkısı var mı?
Günümüzde pek çok besinin tam yağlı, yarım yağlı ve yağsız formları vardır. Tam yağlı olanlarla, yarım yağlı olanlar arasındaki tek fark, birinin kalorisi yüksekken, diğerinin daha düşük olmasıdır. Vitamin ve mineral değerleri değişmeyen bu ürünlerden yarım yağlı olanların tüketilmesi, kandaki yağ seviyesinin ayarlanmasını ve ürik asidin kontrol edilmesini sağlar.
Tamamen yağsız olan diyet ürünlerde ise biraz daha seçici olmak gerekir. Özellikle çocuklarda diyet ürünlerini kullanmadan önce, yarar ve zarar ilişkisine bakılmalıdır.
Yarım yağlı besinler ise tüm çocuklarda gönül rahatlığıyla kullanılabilir. Çünkü değişen sadece kalori ve lezzettir. Vitamin ve mineral kaybı yoktur.
Bu ürünlerde dikkat edilmesi gereken bir başka nokta da, diyet ve diyabetin ayrılmasıdır. Diyet yazan yiyeceklerin bazılarının kalorisi, tam yağlı olanlarla aynıdır. Arasındaki farkı anlayabilmek için, etiketinden içeriğinde yer alan maddeleri okumak gerekir. Eğer bir ürünün içeriğinde tatlandırıcı varsa, bu ürün daha çok diyabetliler içindir. Diyabetlilerin kan şekerlerini hızlı artırmadıkları için diyet olarak etiketlendirilirler. Bu ürünlerde kalorisi yüksek olan tatlandırıcılar kullanılır. İçeriğinde tatlandırıcı olan diyet ürünler, sadece tip I diyabetli çocuklara verilmeli. Şeker hastası olmayan çocuklar bu ürünleri kullanmamalıdır.
Diyet ürünlerin bir diğer tehlikesi de ‘diyet kaçamakları’na neden olmasıdır. Kalorisi düşük olan bu ürünler, sınırsız tüketime yol açabilirler. Evet, bu besinler, normal besinlerden yüzde 20-30 daha düşük kalorilidir. Fakat bir yerine 2-3 paket tüketilmesi durumunda, kalori eşitleneceği için, kaybedilecek tek şey lezzet olur. Diyet ürünler genel olarak, öğün aralarında açlığı bastırmak veya nefsi köreltmek için kullanılmalıdır.
Posayı fazla tüketerek zayıflanabilir miyiz?
Meyve, sebze, salatalar, kurubaklagiller, kepekli ekmek, tahıllar ve bulgurda bulunan posa, gerçekten de kişinin kilosunu korumaya yardımcı olurken, bağırsak fonksiyonlarını da düzenler. Fakat posayı tüketirken de, kişinin metabolik özellikleri dikkate alınmalıdır. Örneğin kişinin ishal veya kabız olmasına göre alacağı posa miktarı farklıdır. İshal olunan zamanlarda posa miktarı azaltılırken, kabızlıkta posa artırılmalıdır. Aynı şekilde anemi, bazı tiroid hastalarında, ülser, reflü gibi gastroenterit hastalıklarda da posanın sınırlandırılması gerekebilir.
Bununla birlikte posa, et gibi demir içeren besinler ve süt ve süt ürünleri gibi kalsiyum içeren besinlerle birlikte tüketilmemelidir. Örneğin demir kaynağı etle birlikte, kalsiyum kaynağı olan yoğurt birlikte tüketildiğinde, kişi ne demirden yeterince faydalanabilir, ne de kalsiyumdan. Birbirlerinin emilimini azaltan demir ve kalsiyum, vücut tarafından yeterince kullanılmadan dışarı atılır. Aynı durum, posalı besinlerin demir ve kalsiyumla birlikte kullanılmasında da geçerlidir.
İşte bu tür yanlış beslenme alışkanlıklarından dolayı Türk kadınlarının çoğu, anemik yani kansızdır. Bu durumu düzeltmek için, özellikle gelişme çağındaki çocukların metabolik durumlarına göre bir beslenme düzeni oluşturulmalıdır. Gelişme çağındaki çocuklara fazla posa vermemeli, ancak posanın azlığı durumunda ortaya çıkabilecek kabızlığa karşı da beslenme ve diyet uzmanına danışılmalıdır.
İster çocuk, isterse yetişkin olsun önemli olan, bütün besinlerden belirli ölçülerde tüketmektir. Dengeli beslenme olarak tanımlayabileceğimiz böyle bir beslenme planı kişiyi, karaciğerde büyüme, yağlanma, kemik erimesi, zihinsel fonksiyonlarda bozukluk, diş çürümesi gibi sağlık sorunlarından korur.
Herkes dengeli beslenmeyi öğrenebilir mi?
Herkes, kendi metabolizmasının yöneticisi olduğu zaman, dengeli beslenmeyi de öğrenebilir. Tek bir ürün, tek bir yiyecek, alınan veya verilen kilolardan sorumlu tutulamaz. Çünkü kilo bir bütün olup, bir metabolizma dengesidir.
Eğer siz de metabolizmanızın yöneticisi olmak istiyorsanız işe, neye ihtiyacınız olduğunu, neyin fazla, neyin eksik olduğunu görmek için tükettiklerinizi kaydetmekle başlayın. Böylece “su içsem yarıyor” gibi cümleler kurmaktan vazgeçip, neleri fazla, neleri az tükettiğinizi objektif olarak tespit edebilirsiniz.
Ayrıca kan tahlillerinizdeki bulgularınızı ortaya çıkarıp, inceleyin. Kanınızdaki lipit, kolesterol gibi değerlerin düzeyine bakın. Onlar da metabolizmanız hakkında bilgi verecektir. Son olarak evinizdeki tartınızdan emin olun.
Eğer sonuçlardan memnun değilseniz, o zaman bir beslenme ve diyet uzmanına başvurun. Beslenme ve diyet uzmanı size, metabolizmanızı nasıl yöneteceğiz hakkında bilgiler verecektir. Metabolizmanızı yönetmek ise, hem yaşamınızı değiştirecek hem de çevrenizden eskisinden daha fazla iltifat almanızı sağlayacak.
29 Temmuz 2012 Pazar
Sağlıksız suyun nerede satıldığı da açıklanacak
Sağlığa uygun olmayan damacana su firmalarını teşhir ettiklerini hatırlatan Sağlık Bakanı Recep Akdağ, satış noktalarını da açıklayacaklarını söyledi.
Van'da temaslarda bulunan Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Vali Vekili Mehmet Yüzer'i ziyaret etti.
Bakan Akdağ, burada gazetecilerin damacana su analizleriyle ilgili sorularını yanıtladı.
Bakan Akdağ, halkın sağlığına zarar verebilecek üretim ve satış yapan firmalara çeşitli yaptırımlar uygulayacaklarını söyledi.
Bu yaptırımlar arasında satışın durdurulmasının da yer aldığını söyleyen Akdağ, şunları kaydetti:
''Meselenin iki boyutu var. Birincisi, damacanaya suyu koyan imalathane denilen dolum tesisi var. Dolum tesisinde damacanadaki sudan aldığımızda numuneden kirlilik tespit etmişsek bunu çok önemli görüyoruz ve firmaya gerekli cezayı veriyoruz. Bu sonuçları aynı zamanda ifşa ettik.
İkinci olarak, satış noktalarındaki damacanalardan alınan numunenin kirli çıkması her zaman firmanın kusuru olmayabilir. Satış noktasındaki depolama sorunundan kirlilik ortaya çıkabiliyor ya da satışla ilgili sorun ortaya çıkıyor. Bu satış noktalarını da bakanlığımızın web sitesinde yayımlayacağız.
Bu denetimleri yaparken vatandaşlarımızı bilgilendiremeye devam edeceğiz. Çünkü suyun temizliği ve güvenliği son derece önemlidir.''
Sağlık Bakanlığı, İstanbul genelinde faaliyet gösteren 61 damacana dolum tesisinden "Buzada", "Erpınar", "Alps", "Kervansaray" ve "Yalısu" markalarının sağlığa uygun olmadığını açıklamıştı.
Bakan Akdağ, burada gazetecilerin damacana su analizleriyle ilgili sorularını yanıtladı.
Bakan Akdağ, halkın sağlığına zarar verebilecek üretim ve satış yapan firmalara çeşitli yaptırımlar uygulayacaklarını söyledi.
Bu yaptırımlar arasında satışın durdurulmasının da yer aldığını söyleyen Akdağ, şunları kaydetti:
''Meselenin iki boyutu var. Birincisi, damacanaya suyu koyan imalathane denilen dolum tesisi var. Dolum tesisinde damacanadaki sudan aldığımızda numuneden kirlilik tespit etmişsek bunu çok önemli görüyoruz ve firmaya gerekli cezayı veriyoruz. Bu sonuçları aynı zamanda ifşa ettik.
İkinci olarak, satış noktalarındaki damacanalardan alınan numunenin kirli çıkması her zaman firmanın kusuru olmayabilir. Satış noktasındaki depolama sorunundan kirlilik ortaya çıkabiliyor ya da satışla ilgili sorun ortaya çıkıyor. Bu satış noktalarını da bakanlığımızın web sitesinde yayımlayacağız.
Bu denetimleri yaparken vatandaşlarımızı bilgilendiremeye devam edeceğiz. Çünkü suyun temizliği ve güvenliği son derece önemlidir.''
Sağlık Bakanlığı, İstanbul genelinde faaliyet gösteren 61 damacana dolum tesisinden "Buzada", "Erpınar", "Alps", "Kervansaray" ve "Yalısu" markalarının sağlığa uygun olmadığını açıklamıştı.
İki teker üzerinde bir köy
Yediden yetmişe herkesin bisiklet kullandığı Sivas'ın Zara ilçesine bağlı Tödürge köyündeki yollarda, bisikletle ilgili trafik uyarı levhaları görenlerin dikkatini çekiyor.
Zara ilçesine 14 kilometre uzaklıktaki Tödürge köyünde her yaş grubundan bisiklet kullanıcısına rastlamak mümkün. Bisikletin bir tutku haline geldiği yörede, köy içi yollarda ''20 kilometre hız limiti'' ve ''bisiklet çıkabilir'' trafik uyarı levhaları bulunuyor. Köy içi yollardaki bisiklet trafiği, bir nebze olsun, dünyada bisikletin en yaygın olarak kullanıldığı Çin'i anımsatıyor.
Küçük yaştan itibaren bisiklet kullanan 65 yaşındaki Mehmet Tanrıverdi, köyde 300 kişi yaşadığını, birçok evde birden fazla bisiklet olduğunu söyledi.
Köylerinde 200 civarında bisiklet olduğunu belirten Tanrıverdi, ''Köyümüzün içerisinde gün boyu bisikletlerle gezenleri görmek mümkün. Bu tutku, köyde yaşayanların yedisinden yetmişine hepsinde var. Çocuğundan gencine ve yaşlısına, kadınından erkeğine bisiklet kullanımı köyümüzde yaygın durumdadır. Çocukluğumuzda, gençliğimizde tanıştığımız bisiklet, bizlerde bir tutku oldu. Bir daha da bırakamadık. Tarlaya giderken, yük taşırken, gündelik ihtiyaçlarımızı bisiklet vasıtasıyla görmekteyiz'' dedi.
Köyde yaşayan vatandaşlar da yörede bisiklet kullanımının oldukça yaygın olduğunu ifade etti.
Zara ilçesine 14 kilometre uzaklıktaki Tödürge köyünde her yaş grubundan bisiklet kullanıcısına rastlamak mümkün. Bisikletin bir tutku haline geldiği yörede, köy içi yollarda ''20 kilometre hız limiti'' ve ''bisiklet çıkabilir'' trafik uyarı levhaları bulunuyor. Köy içi yollardaki bisiklet trafiği, bir nebze olsun, dünyada bisikletin en yaygın olarak kullanıldığı Çin'i anımsatıyor.
Küçük yaştan itibaren bisiklet kullanan 65 yaşındaki Mehmet Tanrıverdi, köyde 300 kişi yaşadığını, birçok evde birden fazla bisiklet olduğunu söyledi.
Köylerinde 200 civarında bisiklet olduğunu belirten Tanrıverdi, ''Köyümüzün içerisinde gün boyu bisikletlerle gezenleri görmek mümkün. Bu tutku, köyde yaşayanların yedisinden yetmişine hepsinde var. Çocuğundan gencine ve yaşlısına, kadınından erkeğine bisiklet kullanımı köyümüzde yaygın durumdadır. Çocukluğumuzda, gençliğimizde tanıştığımız bisiklet, bizlerde bir tutku oldu. Bir daha da bırakamadık. Tarlaya giderken, yük taşırken, gündelik ihtiyaçlarımızı bisiklet vasıtasıyla görmekteyiz'' dedi.
Köyde yaşayan vatandaşlar da yörede bisiklet kullanımının oldukça yaygın olduğunu ifade etti.
28 Temmuz 2012 Cumartesi
Resimli Vista Kurulumu
Windows XP Formatlama ve Yeniden Kurulum Resimli Anlatım 4
Windows XP Formatlama ve Yeniden Kurulum (Resimli Anlatım)
Bilgisayar Formatlamadan Önce Yapılması Gerekenler
| Bilgisayar Formatlamadan Önce Yapılması Gerekenler Kapmış olduğumuz kötü amaçlı bir program, denemek amaçlı kurup kaldırdığımız programlar veya sebep her ne olursa olsun bazan bütün çabalarımıza rağmen bilgisayarımızı ilk aldığımızdaki performansına döndürmemiz mümkün olmayabilir. Böyle durumlarda işletim sistemimizi yeniden kurmaktan yani bilgisayarımızı ilk aldığımız haline döndürmekten başka çözüm kalmamaktadır. Ancak bilgisayarın formatlanması( yani işletim sisteminin tamamiyle temizlenmesi) ve yeni işletim sisteminin kurulması, dikkat edilmesi gereken bazı husuları da gündeme getirir. Bunları maddeler halinde sıralamaya çalışalım: 1. İşletim sisteminin yüklü olduğu bölümde(C sürücüsü) bulunan dosyalarınızı yedekleyin. Kendi oluşturduğunuz klasörleri ve dosyaları yedeklemek genellikle bir problem oluşturmayacaktır, ancak kullandığınız programların oluşturduğu varsayılan dosya ve klasörleri yedeklemeyi unutmak genellikle formatlama esnasında en çok baş ağrıtan konulardan biridir. Genellikle programlar, ayarların kaydedildiği dosyaları ve bu programlarla oluşturulan dosyaları Belgelerim klasörü içinde program adıyla oluşturulmuş alt klasörlerde saklarlar. Dolayısıyla özellikle sık kullandığınız programların ayarlarının kaydedildiği dosyaları(formattan sonra bu ayarları tekrar alışkın olduğunuz halıne getirmenin ne kadar zaman alacağını unutmayın!) ve bu programlarla oluşturduğunuz dosyaları yedeklemeyi unutmayın. 2. CD/DVD’de ya da taşınabilir bir diskte saklı tutmadığınız asıl program kurulum dosyalarınız C sürücüsü üzerindeyse bunları da yedekleyin. 3. Şayet parola yöneticisi bir program kullanıyorsanız parolalarınızın yedeğini almayı unutmayın. Bu tür programların genellikle içe/dışa aktarma seçenekleri olduğundan programın kendisi kullanılarak parolalarınızın yedeğini almak genellikle problem oluşturmayacaktır. Ancak programı tekrar kullanmama ya da kullanamama(işletim sistemi değişikliği gibi) ihtimaline karşı . csv ya da .xml gibi başka programlarla da açılabilecek evrensel bir formatta da yedek almayı unutmayın. 4. Şayet Firefox kullanıyorsanız kişisel ayarlarınızı, eklentilerinizi, eklentilerinizin ayarlarını ve parolalarınızı yedeklemeyi unutmayın. (Bu konunun detayıyla ilgili yazımıza göz atmanızı tavsiye ederim.) 5. Şayet eposta yöneticisi kullanıyorsanız ve mesajlarınızın aslını sunucuda tutmuyorsanız bunları yedeklemeyi unutmayın. Ayrıca parolalarınızı, POP3 ve SMTP sunucularınızın adreslerini de bir kenara not etmeyi ya da program aracılığıyla yedeklemeyi unutmayın. 6. Hepsinden önemlisi ise sürücülerinizin yedeğini almak. Eğer formattan sonra Aygıt Yöneticinizde alttaki benzer bir şekille karşılaşmak ve başınıza ve de midenize ağrılar girmesini istemiyorsanız sürücülerinizi mutlaka yedekleyin. Piyasada bu işi yapan ücretli ya da ücretsiz bir sürü program var ve bunlardan birini kullanarak mutlaka sürücülerinizin yedeğini alın. Bu konu ile ilgili yazmış olduğumuz ve DriverMax adlı ücretsiz programın kullanıldığı yazımızı okumanızı kesinlikle öneriyoruz. ![]() 7. Ağ kartınızın sürücüsünü yedeklemeyi unutmayın. Evet bu yukarıdaki maddenin tekrarı, ancak inanın önemine binaen tekrar ediyoruz. Çünkü diğer sürülerinizin yedeğini almayı unutmuş bile olsanız şayet formattan sonra ağ kartınız çalışıyo olursa hiç değilse internete baglanarak bilgisayarınızın tanıyamadığı diğer aygıtlarınızın sürücülerini internetten bulma şansınız olur. Aksi taktirde ise şayet evde internete baglandığınız baska bir bilgisayarınız yok ise bir arkadaşınızın ya da teknik servisin yardımına muhtaç kalacağınızı asla unutmayın. Bu listede bilgisayar formatından önce yapılması gereken işleri hiçbirseyi atlamadan sıralamaya calışsak ta unutmuş olabileceğimiz ya da sizin bilgisayar kullanımınıza özel durumlar olabilir. Bunu göz önünde tutarak okuyucularımızdan kendi tecrübe ve tavsiyelerini de aşağıya yorum ekleyerek bizlerle paylaşmalarını rica |
Bilgisayarın CD’den Başlatılması
XP performansını artırma 1
windows XP performansını artırma yöntemleri 1 1- İndexleme Servisini İptal Edelim *Program Ekle/Kaldır 'a girin. *Windows Bileşenlerini Ekle/Kaldır. *Dizin Oluşturma Hizmetindeki işareti kaldırın. *İleri 2-Görüntü Ayarlarını Optimize Edelim *Denetim Masası ,Sistem'e girin. *Gelişmiş Sekmesi *Performans kısmının Ayarlarına girin. *Aşağıdaki yazılı kısımların işaretlerini kaldırın. -Menü Altında Gölge Göster -Fare İşaretçisi Altında Gölge Göster -Yarı Saydam Seçim Dikdörtgeni Göster -Masaüstü Simge Etiketlerinde Bırakma Gölgesi Kullan -Pencere ve Gölgelerde Görsel Stil Kullan 3-Klasörlerin Gözden Geçirilmesini Hızlandıralım *Bilgisayarım'a girin. *Araçlar *Klasör Seçenekleri ve ardından Görünüm sekmesine geçin *Ağ Klasörlerini ve Yazıcılarını Otomatik Olarak Ara kısmındaki işareti kaldırın. 4-Pagefile Dosyanızı Optimize Edelim *Bilgisayarım'a sağ tıklayın *Özellikler,Gelişlmiş'e girin *Performans kısmının Ayarlarına girin *Gelişmiş sekmesine geçin ve Değiştir'e tıklayın -Eğer 2 diskiniz varsa Pagefile 'i sistemin kurulu olmadığı bölüme taşıyabilirsin. -Tüm ayarları işletim sisteminin ayarlamasını istiyorsanız eğer sistem yönetimli boyut'u işaretleyin. -Disk Belleği Dosyası Yok (Hiçbir zaman seçmeyin.) 5-Arkaplan Resmini Kaldıralım Masaüstü arkaplan resmi belleğinizi hatrı sayılır derecede tüketiyor. Bununla beraber sistemin yükleme süresi yavaşlıyor. *Masaüstüne sağ tıklayın *Masaüstü sekmesine geçin *None seçin *Tamam'a basın 6-Hız için Fontları Kaldıralım Truetype fontlar özellikle sistem kaynaklarını epey kullanıyorlar. *Denetim Masası *Yazı Tiplerini açınç *TrueType fontları silin *Silmeden önce yedeklemeyi unutmayın |
13 Temmuz 2012 Cuma
Sosyetenin yeni gözdesi kütük bakın ne işe yarıyor!
Evet yanlış okumadınız. Bildiğiniz ağaç parçası cilalanıp, işlendikten sonra Mudo Concept mağazasında 1.350 liraya kapışılıyor.
BİLDİĞİMİZ KÜTÜK
Avrupa sosyetesinde okuduğumuz tuhaflıklar artık Türkiye'de yaşanıyor. Bizim zenginimiz dekütük lere merak sardı. Ama öyle böyle değil. Bir kütük 1.350 lira... Yani 701 TL net maaş alan bir asgari ücretlinin 2 aylık maaşına bir kütük satılıyor.
Alışveriş için mağazaları dolaştığınızda son dönemlerde artık çok ilginç ürünlere de rastlamak mümkün oluyor. Bazı markalar değişik ürünlerle müşterilerin ilgisini çekmeye çalışıyor. Tabi ürün ilginç oldukça fiyatı da o derece artıyor.
BİLDİĞİMİZ KÜTÜK
Bu markalardan birisi de Mudo. Markanın ev dekorasyon ürünleri sattığı Mudo Concept mağazalarında son dönemde kütükten yapılmış ürünler hem gördükleri ilgi nedeniyle hem de yüksek fiyatlarıyla dikkat çekiyor.
Ağaçtan hazırlanmış kütükler cilalanıp biraz da işlendikten sonra sanat eseri olarak, bin 350 liradan adeta kapışılıyor. Öyle ki Mudo Concept stoklarına baktığınızda bu ürün sadece Ankara mağazasında kalmış görünüyor.
ZENGİNİN SON MERAKI
Özellikle evlerinde yenilik arayan zenginlerin ilgi gösterdiği kütükleri kimisi sehpa olarak kimisi ise tabure olarak kullanıyor. Bu kütüklerin bazılarının içine mermer de konuluyor. Mağazalardaki koleksiyonlar arasında daha mütevazi parçalarda bulunuyor.
Bunlar ise 400-500 liradan alıcı buluyor. Mağaza yetkililerinin verdiği bilgiye göre , bu ürünlerin büyük ilgi gördüğünü, bazı kütüklerin ise Endonezya'dan ithal edildiğini söylediler.
Yetkililer özellikle Endonezya'dan gelen kütüklerin 100 yıllık bir fosilleşmeyle oluştuğunu ve bozulmaya karşı dayanıklı olduğunu belirtiyor. Yetkililer genelde bu ürünlerin dekoratif amaçlı alındığını hem evlerde hem de ofislerde kullanıldığını söylediler.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Sayfamızı Beğenmenizle
Mutluluk Duyarız
Mutluluk Duyarız



